güzelim's profilesensiz yaşadıktan sonra ...PhotosBlogListsMore Tools Help

güzelim

Occupation

sensiz yaşadıktan sonra azraile ne gerek var...

bu kalbim bakasına ilelebet kilitli ölümüne tutacağım aşk yeminimi...
March 20

BEN BU ALEMDE KRAL TANIMAM !!!

 
0000000
BEN BU ALEMDE KRAL TANIMAM

Ey sosyetenin zengin vede güzel kızı hep sen anlatın bense dinledim birazda ben anlatayımda sen dinle iyi dinleki bu bedenin neden parcalanmış ve hırcınlaşdıgını dinle dedimya güzel kız ben bu alemde karal vede kural tanımam

sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı bir garibanın elinden tutupda kadere rest cekdinmi
alcagın ailesine vedev ispiyoncusuna kurşun yagdırdınmı dedimya sosyete ben bu alemde kral tanımam

sen zevkin sefasını sürerken ben hayat okulunu okuyordum sen ellin kibar beyleriyle dans ederken ben mahkeme köşerinde gelmeyen karara isyan ediyordum dedimya güzelim ben bu alemde kral tanımam

bir mahkumun ölüm sehpasında ne kadarda yaşamayı çok istiyorsa işte bende seni okadar çok seviyorum aşıma katmadım haram cirkin güzel aramam yanlış yapanı hayatımda tanımam bu senin içinde gecerlidir sosyete kızı ben bu alemde
KRAL VEDE KURAL TANIMAM

 

SESSİZLİK CİNAYETTİR !!!

knmmld3

 

Belki ellerine kan bulaşmaz;
belki gözlerini yumar, kulaklarını tıkarsın;
çığlıklar parçalanır duvarlarında…

Kafanı çevirirsin yardim nidalarına ya da elvedalara…
Hiçbir şey değişsin istemezsin; yolunu tutmuş,
yük
ünü almışsındır; paylaşmayı bilmezsin….
Kimsenin yerine koyamazsın kendini; ne anlamaya,
ne anlamlandırmaya çalışmazsın bir şeyleri…
Sevgiden, aşktan, dostluktan dem vurup, ortak olmazsın sorunlarıma…
Her adım atışında çekersin kendini geri; “
konuş!”
derim, susarsın…
Ya düşüncelerin yoktur kendine ait,
ya korkarsın düşündüklerini söylemekten…
Gerçekten var mısın, ihtiyacım olduğunda ortalıkta görünmezken…
Nasıl inanırım sana; haklıya “
haklı”,
haksıza “haksız” diyemezken…
Sessizlikte boğulurken sesim;
ancak fısıldayarak söyleyebiliyorum:
“sessizlik cinayettir!”
March 19

ARTIK GİDİYORUMM

Sağdan kucaklamaArtık Gidiyorum!Soldan kucaklama
 
 Yaşıyor muyum, belli değil! Saklıyım bir yerlerde! Bulsana beni! Gelme
aklıma, üzme beni, yakma içimi! Bir şeyler tutmasın beni sende! Zalim!!!
Uykularımda ve dudaklarımda... Bitmeyen ve yorulmadan söylediğim
şarkılarda... Neden bitmiyor? Sözler ve melodi sendin! Gün senin günün, hadi
vur, öldür! Bitmek, tükenmek bilmeyen yaşlarımda anlatıyorum sevgimi! Issız
sokaklarda yalnız başıma ayaklarım dolanıyor serseri kaldırımlarda...
Ağlamak çözüm değil, sen duymadıktan sonra! Sanadır akan yaşlar, sanadır
akan kanlar..! Yine acıyan yüreğimde, yine sonsuzluğa kayıt yaptırmış,
tükenmek bilmeyen aşkın! Acıtıyor vurdumduymazlığın, bağlıyor beni sana
bakışların, etme, eyleme; acı bu yalnızlık tahtına gömülmüş Leyla'ya!
Paylaşılmıyor aşk acısı. Sen öğrettin, sen verdin derdi, acıyı. Sen yaşattın
sensizliği. Başlasın artık, tükenmekten bıktım, aptal aşık oldu adım! Şu
yangını bin kere acıtacağına bir kere de söndür! Gel, gel sen de yüreğimde
ağla! Nefes nefese korkularda yaşıyorum. Düşman oldum kendime; kendimden
çekiniyor, kendimden utanıyorum! Ağlıyorum! Çatlak duvarların dili olsa da
neler çektiğim yıkılsa bir bir, anlatsa kurumayan yastığımda geçen
gecelerimi, rutubet tutmuş yatağımda nasıl sabahladığımı! Yorgunum, anlıyor
musun?
 
Kırmızı favori rengim, siyah benim... Kırmızı çizgiler içinde çaresiz ve
umutsuz bakışlara sahip yeşil gözler... Kurumuş yaprak misali savruluyorum.
Bir sendeyim, bir de sende! Hangi mevsimden geliyorsun, hangisinin
yağmurusun? Akmakla bitmeyen, soğuk havaların sıcak damlaları.. İstemiyorum,
beni ısıtmanı istemiyorum! İki virgül arası hasretin ve ünlemle bitiyor sana
olan sevgim! Kan rengi güllerin kokusu hakim! Bilmeden sevdim seni. Ne
olurdu, tutsaydın ansızım elimi! Eriseydi gözlerinde yüreğim ve ben
yansaydım aşk ateşinde, sen küllerde yaşasaydın...! Belki, bir gün körpe
karanlıklar ötesinde, hiç beklemediğim bir anda atacağın adıma rastlarım
diye, bekliyorum! Sen yoksun, lanet olsun!
 
Nedir bu? Hasret diyorlar boynuma taktığıma! Rüzgar taşıyor bana bütün aşk
kırıklarını! Yasak umutlarımın uğultusundan korkuyorum. Kaçmaktan yorulmadın
mı? Peki ya sessizce ağladığımı duymaktan? Ümitsizliği gördüm gözlerinde,
saklıyordun! Ve korkularını, unutmak istercesine bakıyordun! Oysa ki
bacaklarına çarpan dalgalar ve rüzgarın yüzüne vurduğu kum taneleri gibiydi
sana olan sevgim. Çok mu incittiler seni? İşte duyuyorum! Aşkın ayak
sesleri... Gecenin sessizliğinde bana koşuyor, seni getiriyor, senden
geliyor! İşte bu sesler aydınlatıyor yolumu, sen ve aşkın ışıldak yoluma...
Ve ben görüyorum...
 
Kıştayım işte ben sensiz! Yüreği yanan ne bilsin takvimin kaçı gösterdiğini
kendini sarı ışıklı odalara açmadan, ne bilsin güneşi, ayı, baharı ve
gökkuşağının ışıltısını? İnan ben de göremiyorum artık yağmur sonrasını!
Bana bıraktığın siyah hakim şimdi gökyüzümde ve yağmur damlaları serinletir
artık yanan yüreğimi! Fırtına kopsa, alıp beni götürse uzaklara, savursa
belki, nerede bu zavallı der misin benim için? Aklına gelir miyim soğuk
sisli gecelerde? Hohladığın küçük pencerene yazmaz mısın baş harflerimizi?
Ben o harfleri kalp içine alalı çok oldu sevdiğim! Soluğum bir değişik
artık, eksiklik kendini göstereli çok oldu, çok oldu burda güz yaşanalı!
 

Ben artık her şeyi bıraktım, ben artık her şeyi kapattım! Bir yüz hakim
gözlerimde; açsam bir türlü, açmasam bir türlü! Tek gerçekse yokluğun işte
öbür türlü! Hasret, aşk, itiraf ve umut; hepsi içime gömülüyor şimdi. Üstüne
toprak atmaz mısın istediğin gibi? Dayanmak zor içimin içi, yaşamak zor bu
ağır yükü tek başıma...! Sana ihtiyacım var, bunu biliyorum; her şeyi sana
bırakarak, gidiyorum!
 

 
Photo 1 of 8
No list items have been added yet.