|
|
March 20
BEN BU ALEMDE KRAL TANIMAM
Ey sosyetenin zengin vede güzel kızı hep sen anlatın bense dinledim birazda ben anlatayımda sen dinle iyi dinleki bu bedenin neden parcalanmış ve hırcınlaşdıgını dinle dedimya güzel kız ben bu alemde karal vede kural tanımam
sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı bir garibanın elinden tutupda kadere rest cekdinmi alcagın ailesine vedev ispiyoncusuna kurşun yagdırdınmı dedimya sosyete ben bu alemde kral tanımam
sen zevkin sefasını sürerken ben hayat okulunu okuyordum sen ellin kibar beyleriyle dans ederken ben mahkeme köşerinde gelmeyen karara isyan ediyordum dedimya güzelim ben bu alemde kral tanımam
bir mahkumun ölüm sehpasında ne kadarda yaşamayı çok istiyorsa işte bende seni okadar çok seviyorum aşıma katmadım haram cirkin güzel aramam yanlış yapanı hayatımda tanımam bu senin içinde gecerlidir sosyete kızı ben bu alemde KRAL VEDE KURAL TANIMAM
Belki ellerine kan bulaşmaz; belki gözlerini yumar, kulaklarını tıkarsın; çığlıklar parçalanır duvarlarında… Kafanı çevirirsin yardim nidalarına ya da elvedalara… Hiçbir şey değişsin istemezsin; yolunu tutmuş, yükünü almışsındır; paylaşmayı bilmezsin…. Kimsenin yerine koyamazsın kendini; ne anlamaya, ne anlamlandırmaya çalışmazsın bir şeyleri… Sevgiden, aşktan, dostluktan dem vurup, ortak olmazsın sorunlarıma… Her adım atışında çekersin kendini geri; “konuş!” derim, susarsın… Ya düşüncelerin yoktur kendine ait, ya korkarsın düşündüklerini söylemekten… Gerçekten var mısın, ihtiyacım olduğunda ortalıkta görünmezken… Nasıl inanırım sana; haklıya “haklı”, haksıza “haksız” diyemezken… Sessizlikte boğulurken sesim; ancak fısıldayarak söyleyebiliyorum: “sessizlik cinayettir!” March 19
Artık Gidiyorum! Yaşıyor muyum, belli değil! Saklıyım bir yerlerde! Bulsana beni! Gelme aklıma, üzme beni, yakma içimi! Bir şeyler tutmasın beni sende! Zalim!!! Uykularımda ve dudaklarımda... Bitmeyen ve yorulmadan söylediğim şarkılarda... Neden bitmiyor? Sözler ve melodi sendin! Gün senin günün, hadi vur, öldür! Bitmek, tükenmek bilmeyen yaşlarımda anlatıyorum sevgimi! Issız sokaklarda yalnız başıma ayaklarım dolanıyor serseri kaldırımlarda... Ağlamak çözüm değil, sen duymadıktan sonra! Sanadır akan yaşlar, sanadır akan kanlar..! Yine acıyan yüreğimde, yine sonsuzluğa kayıt yaptırmış, tükenmek bilmeyen aşkın! Acıtıyor vurdumduymazlığın, bağlıyor beni sana bakışların, etme, eyleme; acı bu yalnızlık tahtına gömülmüş Leyla'ya! Paylaşılmıyor aşk acısı. Sen öğrettin, sen verdin derdi, acıyı. Sen yaşattın sensizliği. Başlasın artık, tükenmekten bıktım, aptal aşık oldu adım! Şu yangını bin kere acıtacağına bir kere de söndür! Gel, gel sen de yüreğimde ağla! Nefes nefese korkularda yaşıyorum. Düşman oldum kendime; kendimden çekiniyor, kendimden utanıyorum! Ağlıyorum! Çatlak duvarların dili olsa da neler çektiğim yıkılsa bir bir, anlatsa kurumayan yastığımda geçen gecelerimi, rutubet tutmuş yatağımda nasıl sabahladığımı! Yorgunum, anlıyor musun? Kırmızı favori rengim, siyah benim... Kırmızı çizgiler içinde çaresiz ve umutsuz bakışlara sahip yeşil gözler... Kurumuş yaprak misali savruluyorum. Bir sendeyim, bir de sende! Hangi mevsimden geliyorsun, hangisinin yağmurusun? Akmakla bitmeyen, soğuk havaların sıcak damlaları.. İstemiyorum, beni ısıtmanı istemiyorum! İki virgül arası hasretin ve ünlemle bitiyor sana olan sevgim! Kan rengi güllerin kokusu hakim! Bilmeden sevdim seni. Ne olurdu, tutsaydın ansızım elimi! Eriseydi gözlerinde yüreğim ve ben yansaydım aşk ateşinde, sen küllerde yaşasaydın...! Belki, bir gün körpe karanlıklar ötesinde, hiç beklemediğim bir anda atacağın adıma rastlarım diye, bekliyorum! Sen yoksun, lanet olsun! Nedir bu? Hasret diyorlar boynuma taktığıma! Rüzgar taşıyor bana bütün aşk kırıklarını! Yasak umutlarımın uğultusundan korkuyorum. Kaçmaktan yorulmadın mı? Peki ya sessizce ağladığımı duymaktan? Ümitsizliği gördüm gözlerinde, saklıyordun! Ve korkularını, unutmak istercesine bakıyordun! Oysa ki bacaklarına çarpan dalgalar ve rüzgarın yüzüne vurduğu kum taneleri gibiydi sana olan sevgim. Çok mu incittiler seni? İşte duyuyorum! Aşkın ayak sesleri... Gecenin sessizliğinde bana koşuyor, seni getiriyor, senden geliyor! İşte bu sesler aydınlatıyor yolumu, sen ve aşkın ışıldak yoluma... Ve ben görüyorum... Kıştayım işte ben sensiz! Yüreği yanan ne bilsin takvimin kaçı gösterdiğini kendini sarı ışıklı odalara açmadan, ne bilsin güneşi, ayı, baharı ve gökkuşağının ışıltısını? İnan ben de göremiyorum artık yağmur sonrasını! Bana bıraktığın siyah hakim şimdi gökyüzümde ve yağmur damlaları serinletir artık yanan yüreğimi! Fırtına kopsa, alıp beni götürse uzaklara, savursa belki, nerede bu zavallı der misin benim için? Aklına gelir miyim soğuk sisli gecelerde? Hohladığın küçük pencerene yazmaz mısın baş harflerimizi? Ben o harfleri kalp içine alalı çok oldu sevdiğim! Soluğum bir değişik artık, eksiklik kendini göstereli çok oldu, çok oldu burda güz yaşanalı!
Ben artık her şeyi bıraktım, ben artık her şeyi kapattım! Bir yüz hakim gözlerimde; açsam bir türlü, açmasam bir türlü! Tek gerçekse yokluğun işte öbür türlü! Hasret, aşk, itiraf ve umut; hepsi içime gömülüyor şimdi. Üstüne toprak atmaz mısın istediğin gibi? Dayanmak zor içimin içi, yaşamak zor bu ağır yükü tek başıma...! Sana ihtiyacım var, bunu biliyorum; her şeyi sana bırakarak, gidiyorum!
|